
2025 yılı, Türkiye’nin hem spor hem de iş dünyası için daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm ve kriz döngüsünün merkezi haline gelmiştir. Türk sporunun en köklü kurumlarından biri olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetim kademesindeki değişim, beraberinde getirdiği ekonomik hamleler ve Aralık 2025 tarihinde patlak veren hukuki süreçlerle birleştiğinde, karşımıza çok boyutlu bir vaka analizi çıkmaktadır. Steven Sadettin Saran’ın 2025 Eylül ayında başlayan başkanlık süreci, henüz üçüncü ayını doldururken ciddi bir hukuki sınavla karşı karşıya kalmış; bu durum sadece sarı-lacivertli camiayı değil, ulusal ve uluslararası medya ağlarını, sermaye piyasalarını ve sosyal dinamikleri de derinden etkilemiştir. Bu rapor, Saran’ın seçim zaferinden iş imparatorluğunun stratejik hamlelerine, kamuoyunda “bomba” etkisi yaratan uyuşturucu soruşturmasının teknik detaylarından kriz yönetimi stratejilerine kadar geniş bir yelpazeyi akademik ve profesyonel bir titizlikle ele almaktadır.
2025 yılının Eylül ayı, Fenerbahçe Spor Kulübü için yedi yıllık Ali Koç döneminin nihayete erdiği ve “değişim” parolasının sandığa yansıdığı tarihi bir dönemi işaret etmektedir. 21 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Seçimli Genel Kurul, kulüp tarihindeki en yüksek katılım oranlarından birine sahne olmuştur.1 Chobani Stadyumu ve çevresindeki Kenan Evren Lisesi arazisinde kurulan sandıklarda, yaklaşık 50 bin üyenin yarısından fazlasının iradesi sandığa yansımıştır.2
Seçim süreci, Türk spor kamuoyunda “demokrasi şöleni” olarak adlandırılmış, iki aday arasındaki rekabet son ana kadar başabaş devam etmiştir. Sandık sonuçları açıklandığında, Sadettin Saran’ın 12.325 oy alarak, 12.068 oyda kalan Ali Koç’u sadece 257 oy farkla geride bıraktığı görülmüştür.3 Bu mikro ölçekli fark, camianın Ali Koç’un vizyonu ile Saran’ın vaat ettiği dinamizm arasında ne kadar keskin bir bölünme yaşadığının da kanıtıdır.
| Seçim Parametreleri ve Veri Dağılımı | Değerler ve İstatistikler |
| Toplam Kayıtlı Üye Sayısı | 49.268 2 |
| Seçime Katılım Oranı | %50,20 2 |
| Kullanılan Toplam Oy | 24.732 3 |
| Geçerli Oy Sayısı | 24.393 3 |
| Sadettin Saran (Başkan Seçilen) | 12.325 1 |
| Ali Y. Koç | 12.068 1 |
| Oy Farkı | 257 2 |
| Boş ve Geçersiz Oy Toplamı | 339 3 |
Seçim zaferinin hemen ardından, 25 Eylül 2025 tarihinde görevi resmen devralan Sadettin Saran, Fenerbahçe’nin 34. başkanı olarak tarihe geçmiştir.2 Saran’ın adaylık sürecindeki en dikkat çekici vaadi, başarı odaklı bir yönetim anlayışını kurumsallaştırmak olmuştur. Özellikle 2027 yılındaki Olağan Kongre’ye kadar şampiyonluk gelmemesi durumunda yeniden aday olmayacağını taahhüt etmesi, kulüp içerisindeki hesap verebilirlik standartlarını yeni bir seviyeye taşımıştır.6
Sadettin Saran’ın başkanlık koltuğuna oturması, sadece bir spor yöneticisinin yükselişi değil, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük medya hakları distribütörlerinden birinin kulüp yönetimiyle simbiyotik bir bağ kurması anlamına geliyordu. Saran Holding, 2025 yılı boyunca uluslararası arenada stratejik hamlelerini sürdürmüştür. Özellikle Bundesliga ve Bundesliga 2 yayın haklarının 2025-2026 sezonundan itibaren dört yıl boyunca yeniden Saran Media Group bünyesine geçmesi, şirketin Avrupa futbolundaki hakimiyetini pekiştirmiştir.7
Holdingin iş stratejisi, sadece yerel pazarla sınırlı kalmamış, Orta Avrupa’ya da yayılmıştır. CME (Central European Media Enterprises) ile yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde, Çekya ve Slovakya’da yayın yapan TV Nova için yeni spor kanallarının kurulması süreci başlatılmıştır.9 Bu genişleme hamleleri, Saran’ın medya patronu kimliğini uluslararası ölçekte bir “spor ekonomisi aktörü”ne dönüştürmüştür.
Buna karşın, Türkiye’deki yayın ihalesi süreçleri ciddi tartışmalara ve gerilimlere sahne olmuştur. 2024-2025 sezonundan itibaren Trendyol Süper Lig ve 1. Lig yayın hakları için düzenlenen ihalede, Saran Holding’in en yüksek teklifi vermesine rağmen TFF’nin ihaleyi iptal etmesi, holding tarafından sert bir dille eleştirilmiştir.10 Şirket, süreci bir “tiyatro” olarak nitelendirmiş ve mevcut yayıncı kuruluş lehine bir tutum sergilendiğini iddia etmiştir.11 İhale şartnamesine uygun ve mevcut sezonun yaklaşık 60 milyon Euro üzerinde bir teklif sunulmuş olmasına rağmen sonucun değişmemesi, Türk futbol endüstrisindeki yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşımıştır.11
| Organizasyon ve İş Ortaklığı | Yayın Hakları ve Süreç Detayları |
| Bundesliga ve Bundesliga 2 | 2025-2029 (4 Yıl) / S Sport Plus 7 |
| Turkish Airlines EuroLeague | Mevcut Haklar / Yayın Ortaklığı 8 |
| NBA ve Wimbledon | Çok Yıllı Yayın Sözleşmeleri 8 |
| CME (Orta Avrupa Medya Ortaklığı) | Çekya ve Slovakya Spor Kanalı Projeleri 9 |
| Süper Lig Yayın İhalesi | En Yüksek Teklife Rağmen İptal Kararı 11 |
Sadettin Saran’ın başkanlık döneminin en sarsıcı olayı, 2025 yılının Aralık ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan geniş kapsamlı uyuşturucu operasyonuyla yaşanmıştır. Kamuoyunda “üçüncü dalga” olarak nitelendirilen bu süreç, sadece Saran’ı değil, Türkiye’nin en popüler sanatçılarını, sosyal medya fenomenlerini ve medya yöneticilerini de kapsamına almıştır.12
20 Aralık 2025 tarihinde, yurt dışından Türkiye’ye giriş yapan Sadettin Saran, İstanbul Adliyesi’ne getirilerek “şüpheli” sıfatıyla ifade vermiştir.12 Soruşturmanın odağında; uyuşturucu madde temin etmek, kullanılmasını kolaylaştırmak ve kullanmak gibi ağır suçlamalar yer almaktadır.12 Yaklaşık üç saat süren savcılık ifadesinin ardından Saran, bilimsel analizler için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmiş ve burada saç ile kan örneği vermiştir.12
Soruşturma, Türk magazin ve medya dünyasının adeta bir panoramasını sunmaktadır. Operasyonun farklı aşamalarında birçok ünlü isim mercek altına alınmıştır. Bu isimlerin bir kısmı adli kontrolle serbest bırakılırken, bir kısmı hakkında yakalama kararı çıkarılmış, bazıları ise tutuklanmıştır.12
| İsim | Durum ve Uygulanan Tedbir (Aralık 2025) |
| Sadettin Saran | Adli Kontrol ve Yurt Dışı Çıkış Yasağı 15 |
| Ela Rümeysa Cebeci | Tutuklu (Kullanımı kolaylaştırma iddiasıyla) 13 |
| Mehmet Akif Ersoy | Tutuklu (Örgüt kurma ve kolaylaştırma iddiasıyla) 13 |
| Aleyna Tilki | İfade Sonrası Serbest 13 |
| Danla Bilic | İfade Sonrası Serbest 13 |
| İrem Sak | İfade Sonrası Serbest 13 |
| Mert Alaş | Hakkında Yakalama Kararı 18 |
| Şeyma Subaşı | Hakkında Yakalama Kararı 13 |
| Melisa Döngel | Adresinde Bulunamadı / Yakalama Kararı 13 |
Soruşturma kapsamında Sadettin Saran’ın İstanbul ve Çanakkale’deki ikametgahlarında yapılan aramalar, davanın teknik seyrini belirleyen temel unsurları oluşturmuştur.20 Kolluk kuvvetlerinin yaptığı incelemelerde elde edilen bulgular, ilk etapta iddiaları güçlendiren bir tablo çizse de, savunma tarafı bu bulgulara karşı rasyonel ve detaylı açıklamalar getirmiştir.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi Kuruoba Köyü’ndeki villada yapılan aramalarda, veranda kısmındaki şömine yanında yeşil bitki parçaları ve yanmış alüminyum folyo atıkları tespit edilmiştir.22 Narkotik test kitleri ile olay yerinde yapılan ön incelemede bu buluntuların THC (esrar) değerinin pozitif çıktığı tutanaklara geçmiştir.24 Ayrıca villa bekçisi H.D.’nin gözaltına alınması, soruşturmanın ikametgah personeline kadar genişlemesine neden olmuştur.12
İstanbul’daki ikametgahta yapılan aramalarda ise “GoStak” ibareli bir cam kavanoz içerisinde kokain kalıntısı olduğu değerlendirilen maddelere rastlanmıştır.21 Saran, ifadesinde bu kalıntıların uyuşturucu değil, kızının kullandığı muhtelif ilaçların tozları olduğunu savunmuştur.21 Ancak kriminal incelemeye gönderilen maddelerin yapılan ilk testlerinde uyuşturucu kalıntıları tespit edildiği bilgisi soruşturma dosyasına girmiştir.23
Soruşturmanın en fazla tartışılan ve medya tarafından “bomba haber” olarak nitelendirilen kısmı, Sadettin Saran ile spiker Ela Rümeysa Cebeci arasındaki WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları olmuştur.21 Savcılık, bu yazışmalarda geçen ifadeleri uyuşturucu temini ve üretimi için birer şifre olarak değerlendirmiştir.
Yazışmalarda Cebeci’nin, “Ben Escobar mıyım nereden bulayım, sen yetiştiriyordun ya başkanım, yolla birkaç dal takılalım” ifadesine karşılık Saran’ın, “Sende var mı ondan? Pazar teyitleşelim. Olma ihtimali yüzde 70. Asos’a gideceğim” şeklindeki yanıtları, soruşturmanın merkezine oturmuştur.21 Saran’ın bu diyaloglara getirdiği savunma, “kültürel metafor ve mizah” eksenlidir:
Film Replikleri: Saran, bu yazışmaların daha önce birlikte izledikleri bir filmdeki repliklerden esinlenerek yapılan bir espri olduğunu belirtmiştir.27
Sinek ve Arı Savunması: Bahçede bulunan yanmış bitki kalıntılarını, lavanta, adaçayı ve kahve yakarak sinekleri uzaklaştırma çabasıyla açıklamıştır.23
Hırvatistan Şarabı: “Çok içtik” ve “Kafam hala güzel” ifadelerinin, Hırvatistan’dan gelen özel bir şarabın fazla tüketilmesinden kaynaklandığını, uyuşturucu ile bir ilgisi bulunmadığını beyan etmiştir.23
Organik Sakinleştiriciler: Saran, hayatı boyunca tek bağımlılığının spor olduğunu, ancak ağır hastalık süreçlerinde veya seçim dönemlerinde kendisine verilen organik sakinleştiricileri kullanmış olabileceğini, bunların içeriğinde uyuşturucu olduğunu düşünmediğini ifade etmiştir.24
Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Sadettin Saran, hukuki sürecin yarattığı negatif algıyı kırmak adına hızlı ve sembolik bir hamle yapmıştır. Serbest kalışının üzerinden henüz birkaç saat geçmeden, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan Eyüpspor – Fenerbahçe maçına gitmiş ve maçı ikinci yarıdan itibaren protokol tribününden takip etmiştir.15
Maç sonunda basın mensuplarına yaptığı açıklamalar, bir “devlet adamı ve sorumlu vatandaş” profilini pekiştirmeyi amaçlamıştır. Saran’ın, “Devlet çağırırsa nerede olursak olalım hemen geliriz. Verilemeyecek hesabımız yok. Biz başkaları gibi gelmemezlik yapmayız” şeklindeki ifadeleri, hem yargıya olan saygısını vurgulamakta hem de üstü kapalı bir şekilde geçmişte hukuktan kaçan aktörlere (belki de 3 Temmuz süreci veya rakip figürlere) gönderme yapmaktadır.30
Fenerbahçe yönetim kurulu da bu süreçte kurumsal bir duruş sergileyerek, başkanlarının yanında olduklarını belirten bir açıklama yayınlamış; dezenformasyon yapan kurumlar hakkında hukuki işlem başlatılacağını duyurmuştur.12 Taraftarların stadyumda ve sosyal medyada gösterdiği “sevgi seli” ve destek mesajları, Saran’ın camia üzerindeki meşruiyetinin bu sarsıcı olaydan şimdilik hasar almadan çıktığını göstermektedir.15
Kriz dönemlerinde kamuoyu algısını dengeleyen en önemli unsurlardan biri, kişinin geçmişteki toplumsal katkılarıdır. Sadettin Saran ve Saran Holding, 24 yıldır sürdürdükleri “Anadolu’da Spor Salonları” projesiyle bu alanda güçlü bir birikime sahiptir. 2025 yılı içinde İzmit’te açılan 24. spor salonu ve Antakya’daki Atatürk Spor Salonu açılışları, bu kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) stratejisinin devamlılığını kanıtlamaktadır.33
Aralık ayında yaşanan hukuki krizden hemen önce, Bayrampaşa’da İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla gerçekleştirilen TÜYEMDER Anaokulu açılışına katılan Saran, “çocukların sağlıklı ve Atatürkçü nesiller olarak yetişmesi” vurgusuyla toplumsal liyakat ve etik değerlerin altını çizmiştir.34 Bu tarz faaliyetler, kriz anında Saran’ın “yozlaşmış bir figür” değil, “topluma borcunu ödeyen bir lider” olarak görülmesini sağlayan bir kalkan görevi görmüştür.
Sadettin Saran’ın 2025 yılındaki bu sarsıcı yolculuğu, modern kriz yönetiminde “şeffaflık,” “sembolizm” ve “kurumsal destek” saç ayaklarının ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Seçimle kazanılan demokratik gücün, adli bir soruşturma ile sarsılması durumunda, kitlelerin desteğini korumak ancak hızlı ve cesur adımlarla mümkün olabilmektedir.
Sürecin geleceği, Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek olan saç ve kan analizleri ile evlerde bulunan maddelerin kesin kriminal raporlarına bağlıdır. Bu noktada iki ana senaryo öne çıkmaktadır:
Aklanma Senaryosu: Eğer kriminal raporlar ve biyolojik testler temiz çıkarsa, Sadettin Saran bu süreçten “komploya uğramış ve aklanmış bir kahraman” olarak çıkacak, Fenerbahçe içerisindeki gücü Ali Koç’u yendiği seçimden çok daha yüksek bir seviyeye ulaşacaktır.
Mahkumiyet veya Pozitif Sonuç Senaryosu: Raporların pozitif gelmesi durumunda, Erman Toroğlu gibi isimlerin dile getirdiği “istifa” baskısı kaçınılmaz hale gelecektir.24 Bu durum, Fenerbahçe’de 2026 yılı başında yeni bir olağanüstü kongre ve yönetim krizini tetikleyebilir.
Saran Holding’in medya hakları pazarındaki pozisyonu ise bu krizden bağımsız olarak büyümeye devam etmektedir. Bundesliga gibi büyük bir ligin yeniden portföye eklenmesi, holdingin finansal dayanıklılığını artırmakta ve spor yöneticiliği kariyerini ekonomik olarak desteklemektedir.7
Sonuç olarak; Sadettin Saran vakası, Türk sporunun sadece saha içindeki sonuçlarla değil, aynı zamanda yargı, ekonomi ve dijital iletişim süreçleriyle nasıl bir bütün haline geldiğinin en çarpıcı örneğidir. 257 oy farkla gelen başkanlığın, bir “Escobar” şakasıyla sarsıldığı Aralık 2025, Türkiye’nin kriz yönetimi literatürüne girecek nitelikte bir olaydır. Camia ve kamuoyu şimdi, adalet sarayından gelecek olan teknik verileri ve 2027 şampiyonluk sözünün bu fırtınadan nasıl etkileneceğini beklemektedir.